Üyelik Girişi
MAHMİLDE BUNLAR VAR
Site Haritası
Takvim

EZO GELİN AĞIDI ,HAŞIL TÜRKÜSÜ

Ezo Gelin’den Şahin Bey’e Antep türküleri.......

i.HALİL BİRECİKLİGİL'İN ANLATIMIYLA...........

  YAZANLAR: Mehmet Türkmen / Mehmet Aslanoğlu

 Anadolu’nun birçok yöresinde olduğu gibi Gaziantep’te de halk türkülerinin önemli bir yeri var. Tarihten bu yana ortak yaşam kültürüyle yoğrulmuş bölgede yaşayan halklar başlarından geçenleri türküleriyle anlatmış, türküleriyle eğlenmiş, hüzünlenmiş ve böylece halk müziğinde özel yeri olan birçok türküyü Anadolu’ya kazandırmış. Konu hakkında detaylı araştırmaları bulunan halk müziği sanatçısı İ.Halil Birecikligil bize Antep’in türkülerini anlattı. Özellikle 1940’lı yıllarda yapılan araştırmalarla birtakım araştırmacıların anonim türküleri kendilerine mal ettiklerinden yakınan Birecikligil, türkülerden örnekler de vererek yörenin folkloru ile ilgili önemli bilgiler veriyor. Antep türküleri hakkında bilgi verebilir misiniz? 1940’lı yıllarda Muzaffer Sarısözen türkülerimiz yok olmasın diye bir takım insanları görevlendirmiş, türküleri notaya aldırmıştır. Alınan türküler, daha sonra başka kentlere mal edilmek suretiyle talan edilmişlerdir. Antep de bu türkülerine sahip çıkamamıştır. 1950 yılında Demokrat Parti’nin iktidara gelmesiyle köyden kente bir hücum başlamıştır. Çarpık bir kentleşme ve sosyal yaşantı meydana geldi. Buradaki kültürü de yok etti bu hücum. Antep’in kendine özgü bir kültürü de vardı. Kültürü de etkiledi bu durum. O nedenle çok az türküyü şu anda biliyoruz. ‘Evlerinde ipekten bir halı var’, ‘Düztepe’den indirdiler aşağı’, ‘Deri saçın örmezler’, ‘Allı da yemenim şinanay’, ‘Ringo ringo şişeler’ gibi... Mesela ‘Ringo ringo şişeler’ türküsünü derleyen zat sözlerini saptırmış. Mesela bu türküde Gaziantep’in simgesi olan bir ‘Bözüsüzüm’ vardır. Bu kelime içinde yok. O bölümü atmış. Antep’te yetişen bir üzüm çeşidi, kara üzümden biraz daha büyük olur. Taneleri kırmızımsı ve daha iri olur ve daha tatlı olur. Bu tamamen Antep’e özgüdür. “Bözüsüzüm kör olsun gözü,/Tutmasın dizin/Oh canıma deysin/Şişeler ringo ringo şişeler diye geçer bu türkü. Derleyen arkadaş şöyle başlatmış türküyü: Giydiğin atlas/iğneler batmaz/yalnız yatmaz/hacı cavcav canıma değsin. Sen burada bir araştırma yapacaksan ya dört dörtlük yapacaksın, ya da yapmayacaksan hiç yapmayacaksın. Sonra da bu türküye kendi ismini koymuş. Barak kültürü ile ilgili neler söylersiniz? Barak başka bir kültür. Barak bizim Orta Anadolu’dan, Yavuz Sultan Selim zamanında padişaha baş kaldıran Türkmen aşiretlerinin buraya sürgün edilmesidir. Burada bu civara yerleşiyorlar. Burada bir kültür oluşturuyorlar. Buna da barak kültürü deniyor. Bu barak kültürünün içerisinde Türkmenler İç Anadolu folkloruyla benzerlikleri çok olan barak kültürünü oluşturuyorlar. Orta Anadolu’nun kültürünün buradaki yerel biçimidir. Bozlak kültürüyle birbirine de bu yüzden çok benzer. Ezo Gelin üzerine de yapılmış barak havaları var...

Ezo Gelin ve Şiddo Hanefi sanırım, 1908 doğumlu olduğuna göre 1930 yıllarında evlenmişler. Bu evlilik berdel şeklinde gerçekleşiyor. Bir buçuk yıl evli kaldıktan sonra mutlu bir evlilik sürdürüyorlar. Çocukları da yoktur. Sonra kendisinin eniştesi olacak kişi boşanınca, oranın töre gereği kendileri de boşanmak zorunda kalıyor. Bunun üzerine Şiddo Hanefi üzüntüsünden Ezo Gelin üzerine türkü yakmaya başlıyor. Şimdi Şiddo Hanefi’nin söylediği türkülerin içeriğinde bir tek Ezo Gelin kelimesi bulamazsınız. Ona değişik isimlerle hitap eder, taktığı lakaplarla. Sürmeli gözlüm, kınalı ellim, siyah saçlım, ela gözlüm gibi. Onu düşürmemek için bu şekilde hitap ederek türkülerini söylemiştir. Bu bir adettir, adaptır. Şimdi bilahare bunlar ayrılınca Ezo Gelin uzun süre evlenmiyor. Çok da taliplisi çıkıyor. Sonra Suriye’de bir zengin ağa talip oluyor. Artık çaresiz kalınca Suriye’ye gelin gidiyor. Orada çocukları oluyor. Ölürken de vasiyet ediyor. Türkiye sınırlarına bakan bir höyük varmış orada. O höyüğe gömün diye vasiyet ediyor ve oraya gömüyorlar. Bilahare de Mustafa Yılmaz tarafından; kendisi 1998 yılında mezarını köyüne taşıdı. Filmleri yapıldı Ezo Gelin’in, hikayeye sadık kalındığını düşünüyor musunuz?

Ezo Gelin filmleri de hep uydurma filmlerdir. Mizansen uydurulmuştur. Örneğin güya Şiddo Hanefi askere gitmiş, oradan ölüm haberi gelmiş. Ezo Gelin de Şiddo Hanefi’nin erkek kardeşiyle evlenmiş. Tamamen uydurma.

                                                           HAŞIL TÜRKÜSÜ 

 Biraz da Haşıl Türküsü’nün hikayesini anlatır mısınız? Haşıl türküsü kendiliğinden ortaya çıkmış bir anonim türküdür. Eskiden Gaziantep dokumacılık yönünden Türkiye’nin en ileri, en önde gelen şehirlerinden biriydi. Çünkü burada yaşayan insanların yarıdan fazlası dokumacılıkla geçinirdi. Buna kilimcilik de dahil. Bilahare köyden kente yerleşim artınca değişik meslekler çoğaldı, dokumacılık da otomatik tezgahlara girince bu el sanatları yavaş yavaş yok olmaya mahkum oldu. Bu haşılcılık, dokuma mesleğinin altyapısını oluşturan bir meslektir. Yani ham ipliğin işlenip dokuma tezgahına verilmesidir, hazır hale getirilmesidir. Bu işin yapıldığı tezgahta nezik taşı (ipliğin kolay sağılmasını sağlayan bir araç), dolap, cağ parçalar vardır. Bunlar haşılcılık mesleğinin, yeni neslin bilmediği terimleridir. Bu baba mesleğim. Bu haşılcılık mesleğinde ham iplik dokumaya hazır hale getirilirken bunların masuraların üzerine sarılması lazım. Her evde nezik taşı olurdu o zamanlar. Bunları o mahalledeki fakir fukara ne kadar kadın, kız varsa aile bütçesine katkı olsun diye gelir o ham ipliği götürürler, terdeklerin (boş masura) üzerine sararlar, getirirler ustaya teslim ederler. Eğer usta o gün kendi ustasından para alamadıysa bunlara kusura bakmayın bugün para alamadık der, onları oyalarlar. Kadınlar kendi aralarında bu şarkıyı meydana getirmişler. Nakaratındaki ‘kör olasın usta’ sözleri sonradan eklenmiştir. “Ustamın giydiği samanı sarı/Ustam seni soksun seni al kızıl arı/Ustam paran yoksa etme bu karı/ Usanmadım Allah haşıl elinden/Doy usanmadım tatlı dilinden. Nakarat bu. Usta yani o kadar tatlı diliyle o parayı vermiyor ki, hep kandırıyor kadın işçileri. Orada ustanın cambazlığını anlatıyor. Çünkü bu tatlı dili de olmasa kimse bu işi yapmaz zaten, çekilmez bir iş. O ip, bıçaktan kötü keser insanın elini. Çok zor bir iştir. Hafta baş gidince para almayan işçi kız; usta da ‘yavrum kızım güzelim’ falan filan ayaklarıyla o tatlı diliyle o kızları kadınları kandırıyor. Antep’te Türkler, Kürtler, Araplar, Ermeniler, Yahudiler birlikte yaşamışlar. Bu kültürler arasında nasıl bir alışveriş olmuş? Beraber yaşamışlar, kültürlerini de beraber yapmışlar. Ermeniler Antep’in bir parçası. Ermenilerin bir türküsünden bir dörtlüğü size aktarayım: Menteşeli menteşeli/Del oldum derde düşeli/Üç gün oldu yar gideli/Kaldım ellerde yalınız yalınız. Tehcir döneminde buradan Halep’e, Beyrut’a, Şam’a giden Ermeniler, Antep ile ilgili türkü yakmış. Yani şimdi kolay mı? Şimdi bana verilecek en büyük ceza ne biliyor musun; hapislikten korkmam, ölümden de korkmam. Ama Antep’ten başka bir yere sürerlerse işte ondan korkarım, çünkü memleketimi çok seviyorum. O Ermeni kardeşlerim burada doğup büyümüşler. Buranın ekmeğini, suyunu havasını her şeyiyle almış, sonra memleketinden başka bir yere gurbete sürgün edilmiş. Onların Antep’e yaktığı türküdür işte menteşeli. Antep savunması ile ilgili yakılan ağıtlar ve türküler nelerdir? Antep sadece suyu havası itibariyle değil, konumu itibariyle de bir yol kavşağında baharat yolu üzerinde olduğu için çok cazip olmuş hep. İngilizler-Fransızlar burayı boş yere mi istila ettiler? Maraş’ta 27 gün savaştılar, burada 1 yıl dayanıp çıkmadılar. Sonra anlaşmalarla çıkıp gittiler. Urfa’da da fazla kalmadılar. En fazla zayiatı hem biz hem onlar Antep’te verdi. Antep savunmasında yakılan ağıtlar anonimdir. Karayılan, Şahin Bey üzerine yakılan ağıtların en bilinenleridir.                                

Alıntıdır

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam14
Toplam Ziyaret74960
Saat

 

BEYAZ  İLETİŞİM

ERGÜN VE CELAL SIĞINAN

TÜRKCELL,VODOFONE

AVEA

  • CEP TELEFONU
  • AKSESUAR
  • BİLGİSAYAR
  • Mp3,Mp4,Mp5
  • Fatura tahsilat
  • Teknik servis

ISTASYON CAD.NO:10/B(HAYAT HASTANESİ KARŞISI)

TLF:220 41 70

GAZİANTEP